2 yaşındaki çocuğun kendini sıkması
çocuksayısı 1 ile 7 arasında değişmekte olup, ortalama çocuk sayısı 1.95±1.15’dir. Bebeklerin yaş ortalaması 6.99±3.31 ay ve %52.1’i erkektir. Bebeklerin %97.9’unda kronik bir hastalık bulunma-makta ve %97.9’u daha önce herhangi bir cerrahi operasyon geçirmemiştir (Tablo 1). Tablo 1.
Adambence olan biten rahatsızlıktan haberdar ama karısı ya da her neyiyse ondan olduğu için dişini sıkması gerekmiş bu yüz tipini nereden görsem tanırım babam lcw çalışanıyla pazarlık yaparken ben de böyle oluyorum Bu çocuk sizin bizim yaşımızda, 19 yaşında döve döve öldürüldü. hatta bazılarında kendi
1yıldır çöp evde kilitli tutulan çocuk 452; di caprio'nun yaşayan en iyi aktör olması 53; 1 milyon lira ile yapılacak yatırım 68; kadınları etkilemek için yapılması gerekenler 68; kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler 68; akplilerin el ile yemek yeme akımı başlatması 17
Olgu67 yaşında kadın hasta, evli, 5 çocuk annesi, ilkokul mezunu, ev hanımı, ailesi ile birlikte Rize’de yaşıyor. Hasta, ayaktan psikiyatri polikliniğine bir yakını ile uyku sırasında diş sıkma, sabah uyanınca diş ve çene ağrısı, çene hareket kısıtlılığı, baş
Banagöre çocuk iyi gözlenirse ve kişiliğine uygun ortam yaratılırsa kendi başına da uyur, kendi kendine de yer (ne kadar yediği ayrı konu), kendi kendine de oynar, kendi kendine de iş yapar. Ama her çocuğun da bir aması oluyor. Her yolu denedim olmadı diyorsanız öyledir.
Site De Rencontre Au Canada Gratuit. 2 Yaş Çocuğunun Psikolojik Özellikleri 2 yaş, hareket edebilme ve konuşma becerilerinin kazanılmış olması ile birlikte bağımsızlaşma girişimlerinin görüldüğü bir yaş dönemidir. 2 yaş çocuğu bir taraftan anneye bağımlılığını sürdürürken bir taraftan da kendi başına hareket etmekten hoşlanır. Yabancılarla ve yaşıtlarıyla yavaş yavaş ilişki kurmaya başlar. Bağımsızlık duygusu çok önemlidir ve tüm becerilerde bu özellik görülür. 2 yaş çocuğu inatçıdır, sürekli tutturur, hareketli ve meraklıdır, etrafı karıştırır, olumsuz, kararsız ve isyankar bir tutum içindedir. Her şeyi kendi yapmak ister. Yaptığı işler kısıtlandığında ya da izin verilmediğinde öfkelenir. Anne baba ile sürekli çatışma halindedir. Söylenenin tersini yapar. 2 yaşla birlikte mutlu, sakin, kolay idare edilebilen ve söz dinleyen çocuk bir anda huysuz, kararsız, mutsuz, sık sık ağlayan ve söz dinlemeyen bir çocuk haline gelir. Dil Gelişimi 2 yaş çocuğunun konuşması yabancılarca da anlaşılır olmaya başlamıştır. Sözcük dağarcığı hızla artar. Kullandığından daha fazlasını anlar. Çocuk ilk önce nesne isimlerini, sonra fiilleri öğrenir. Daha sonra 2 kelimeyi bir araya getirip cümle kurmaya başlar. Dış dünyayı tanımak ve sözcük dağarcığını zenginleştirmek için sık sık sorular sorar. Sözcük dağarcığının gelişmesi çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için önemlidir. Kendini ifade etmekte zorlanan çocuk sosyal ilişkiler kurmakta, özellikle de yaşıtlarıyla ilişkilerde zorlanır, dışlanır. Konuşma Sorununa Neden Olan Etkenler Sağlık Şiddetli ve uzun süren hastalıklar dil gelişiminin gecikmesine neden olabilir. Hastalık nedeniyle çocuğun isteklerini dile getirmesine fırsat verilmeden her isteğinin yerine getirilmesi konuşma gelişimini geciktirir. Zeka 2 yaştan önce çocuğun çıkardığı seslerin zeka ile bağlantısı olmadığı, 2 yaşla birlikte dil gelişiminin zeka gelişimi ile doğru orantılı olduğu düşünülmektedir. Cinsiyet Erkek çocukların dil gelişimi kızlara oranla daha geriden gelmektedir. Kızlara oranla daha kısa cümleler kurarlar. Sözcük dağarcıkları da kızlarınkine oranla daha kısıtlıdır. Aile İlişkileri Sağlıklı anne çocuk ilişkisi dil gelişimini olumlu yönde etkiler. Çocukla konuşmak, ona kitap okumak, onunla oyun oynamak çocuğun dili düzgün ve etkin şekilde kullanmasını sağlar. Konuşmaya Teşvik Dilin iletişim aracı olarak kullanılabilmesi için çocuğun bunu bir ihtiyaç olarak hissetmesi gerekir. İsteklerini ifade etme olanağı verilmeden her istediği anlaşılan ve yerine getirilen çocukların dil gelişimlerinin yaşıtlarına oranla geriden geldiği görülmektedir. Genetik Faktörler Baba, amca, dayı, birinci derece kuzen gibi aile bireylerinden bir ya da birkaçında geç konuşma sorununun olması durumunda çocukta görülen konuşma sorununun genetik bir yatkınlıktan kaynaklandığı düşünülebilir. Gelişimsel Problemler Yaygın gelişimsel bozukluk ya da otizm gibi dil gelişiminin etkilendiği durumlarda çocuk ya hiç konuşmaz ya da dili etkin şekilde kullanamaz. Televizyon Televizyon karşısında çok uzun süre geçirilmesi, özellikle reklam ve klip gibi hızlı geçişlerin olduğu görüntüler dil gelişiminin gecikmesine neden olmaktadır. Nörolojik Problemler Beyinde konuşma merkezinde var olan bazı sorunlar da konuşma, dili etkin şekilde kullanma sorunları yaratır. Konuşma Sorunu Karşısında Neler Yapılabilir? Öncelikle konuşma sorununun kaynağını bulmak gerekir. Konuşma sorunu anne baba tutumlarından kaynaklanıyorsa yani çocuğa dili etkin şekilde kullanması için yeterli fırsat tanınmadıysa, anne baba çocukla çok fazla iletişim kurmuyor, konuşmuyor, kitap okumuyor, oyun oynamıyorsa, çocuk televizyon karşısında çok fazla zaman geçiriyorsa bu durumda anne baba çocuk ilişkisinin süre ve kalitesini arttırmak, çocuğun televizyonla ilişkisini sınırlandırmak, dil gelişimini destekleyici oyunlar oynamak, birlikte resimli kitaplara bakmak, konuşmanın bir ihtiyaç haline gelmesini sağlamak gerekir. Dil gelişiminin yanı sıra zihinsel, motor ve psiko-sosyal gelişim alanlarında da gecikme yaşandığı, göz kontağı kurmama, adına tepki vermeme, kendi etrafında dönme, sallanma gibi davranışların sergilendiği durumlarda ise bir uzmandan yardım almak gerekir. Dil Gelişimini Destekleyici Tutumlar Giyinirken, yemek yerken, oyun oynarken yaptığınız işleri ona anlatın. Yaşıtlarıyla bir arada olmasını sağlayın. Konuşurken düzgün cümleler kurmaya özen gösterin. Bebeksi ifadeler kullanmayın. İsteklerini sözel olarak ifade edebilmesi için fırsatlar yaratın. Konuşması için zorlamayın, motive edin. Resimli kitaplara bakıp gördüklerinizi anlatın. Kısa şarkılar söyleyin. Jest ve mimiklerinizi taklit etmesini isteyin. Fotoğraf albümünde gördüğünüz kişileri isimlendirin. Pedagog Duygu Çalışır
Anne olduğumuzda çocuklarımızın büyüme sürecinde onlara eşlik etmek hayatımız boyunca yaşayacağımız en harika şeylerden biridir. Onların sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda bilgi ve yetenek anlamında da büyüdüklerine şahit olmak eşsiz bir duygudur. Ancak tüm bunların yanında, çocuğumuzun düzgün bir biçimde büyüyüp büyümediği ve yaşının gerektirdiği ölçüde bilgiye sahip olup olmadığı gibi sorular sormaktan da kendimizi alamayız. Bu yazımızda sizinle 2 yaşındaki bir çocuğun neler bilmesi gerektiğine ilişkin bilgiler İki Yaşındaki ÇocukÖncelikle kendimizi konunun içeriğine adapte etmemiz gerekmektedir. 2 yaşındaki bir çocuk her zaman için bizi, sahip olduğu özgür olma cesareti, kararlılığı ve istekleri ile şaşırtır ve hazırlıksız yakalar. Bu yüzden her zaman için hazır olun! Çocuklarda 2 yaşın ne kadar zor geçtiğine dair sözler yalnızca içi boş birer karalama sözcükleri yaşına geldiklerinde evimizin içindeki o tatlı ve sevimli bebekler birden, sürekli daha fazlasını isteyen ve daha fazla özgür olma peşinde koşan bir çeşit canavar haline dönüşürler. Koyduğumuz kurallara sürekli meydan okurlar ve istedikleri tüm maceraları yapmalarına izin verilmediği takdirde kelimenin tam manasıyla ortalığı ayağa kaldırırlar. Çünkü bu yaştaki çocuklar her istediklerini yapabileceklerine fazlasıyla sınırlı miktarda yeteneğe sahip, ancak dünyadaki neredeyse her şeyi isteyen ve heyecan dolu 2 yaşında bir çocuğumuz var. Kocaman olmak ister, büyük işler başarma arzusu içindedir ve onu durdurabilecek hiçbir şey de yoktur. Bu nedenle, bir anne olarak siz de yeterli olgunluğa sahip olmalı, çocuğunuzun çoktan kendine ait bir alana sahip olduğunu bildiğini ve kendi kararlarını vermeye başladığını anlamalı ve ona karşı mümkün olduğunca saygılı olmaya çalışmalısınız. Eğer içinizdeki sürekli kontrol eden o anneyi kontrol altına alabilirseniz, bunu çok daha kolay bir biçimde başarabilirsiniz. Artık sizin de büyüme vaktiniz geldi, çünkü siz 2 yaşındaki bir çocuğun annesisiniz!Motor Becerileri Güvenli bir biçimde yürür. Koşması sırasında elleri ve ayakları birbirinden bağımsız bir biçimde hareketler sergiler. Bir robot ya da bir blok gibi bir görüntü vermez. Merdivenlere destekle tırmanır. Merdivenlerden destekle iner. Ancak halen her iki ayağını da sırasıyla kullanamaz. Parktaki oyuncak ve modüllere ya da evdeki mobilyalara! tırmanır. Küçük bir yükseklikten kendini aşağıya doğru atar. Sallanmaktan hoşlanır. Ayakları üzerinde dönebilir. Bir topa ayakla vurabilir. Eliyle bir topu fırlatabilir. Avuç içi büyüklüğündeki parçalardan oluşan puzzle gibi oyunları çözebilir. Bir boyayı ya da tahta kalemini elle tutabilir. Kalemlerin kapaklarını çıkartıp takabilir. Büyük yüzeylerde 60 x 60 cm boya yapabilir. Ayakkabılarını kendisi giymeye çalışabilir. Bir bardaktan su içebilir. Bir çay kaşığını kullanarak kendi başına yemek yemeye çalışabilir. Küçük parçaları bir kutuya koyarak bunları tekrar dışarı çıkarabilir. Fasulye tanelerini bir kavanoza koymak gibi Kavramsal Becerileri Vücudunu oluşturan organların nerede olduğunu bulabilir. baş, karın, bacaklar, burun ve eller Günlük hayatta yapılan hareketleri taklit eder saç taramak, sabun köpürtmek, ayakkabı giymek, çatal bıçak kullanmak, telefonda konuşmak, işe gitmek gibi. En az 4 adet hayvanı isimleri ile birlikte tanır. Kendisine ismi ile seslenildiğinde cevap verir. Basit şarkı ve şiirleri öğrenmeye başlar. Hareket ve duruşları uygun bir biçimde taklit edebilir. Altını kirlettiğinde bunun farkına varır. Bazı çocuklar gün içerisinde tuvaletlerini kontrol edebilecek duruma gelebilir. 1, 2, 3 olarak sayabilir. Dil Gelişimi Kelime dağarcığını geliştirir. Her seferinde daha fazla kelime telaffuz eder ve daha iyi bir biçimde konuşur. Otur, ayakkabılarını bul, şunu babana götür, arabanı getir gibi istekleri anlar. Bir şey istemediğinde, hayır der. İletişim kurmak için; bana ver, su, sorun, anne, baba, zaten gibi anahtar kelimeleri kullanır. Bazı hayvanların çıkardıkları sesleri taklit eder. Aile üyelerine adları ile seslenir. 3 yaşına girmek üzereyken kendisini içinde 4’ten daha fazla kelimenin bulunduğu cümlelerle akıcı bir biçimde ifade eder. Sosyal Gelişimi Yerinde olmak istediği ve sevdiği bazı kişiler bulunmaktadır. Sürekli yapmak istedikleri bazı küçük oyunları bulunur. Örnek olarak babayı korkutmak gibi. İstendiğinde diğer insanlara kolay bir şekilde teşekkür etmeyi ya da eğlenceli hareketlerle karşılık vermeyi öğrenir. Örnek olarak “çak yap”, “bana gözlerini göster”, “bu evin prensesi kimmiş bakayım?” gibi. Oyuncaklarını ya da sevdiği kişileri paylaşmayı sevmez. Yalnız başına oynar ancak yanında diğer çocukların da ona eşlik etmesinden hoşlanır. Daha büyük yaşlardaki çocukları taklit eder, büyük grupların bir parçası olmak ister. İhtiyacı olduğunda yardım talep eder. Kendisine Söylemeyin, Ancak O Hala Bir Bebektir!Bu yıl 2 yaşındaki bebeğiniz artık o bildiğiniz çocuk olarak kalmayacaktır. Bu dönem hem siz hem de çocuğunuz için çok büyük dönüşümlerin yaşanacağı bir sene olacaktır. Bu zorlu iki yaş süreci sonunda koca bebeğiniz küçük bir çocuk haline gelecektir. Bu yüzden, mümkün olduğunca bu dönemin zevkini çıkarmaya yaşındaki çocuğunuz 3 yaşına girmek üzereyken Kendisini akıcı bir şekilde ifade edecektir. Beşikten yatağa geçme hakkına ulaşacaktır. Artık sütünü biberondan değil, ağızlığı olan ya da pipet yardımıyla bir bardaktan içecektir. Sadece geceleri bez kullanacaktır. Bir çoğu gündüz iki kez değil, sadece bir kez uyuyacaktır. Çocuğunuz artık hiç de küçük bir şey değildir!
Eğer çocukların seksle ilgili incelemelerine şok ile karşılık verilirse, çocuğun güveni kaybedilebilir. Bu durum daha ilerisinde insan cinselliğiyle ilgili açık bir tutumla yapılacak konuşmaları da zora sokar. Geçici suçluluk, utanma ve endişe duyguları çocuğun kendine ve kendi cinselliğine bakış açısını etkileyebilir. Bu yüzden mastürbasyon ve cinsel oyunlarla ilgili çocuğunuzla yapacağınız konuşmalarda direkt ve duygusuz bir anlatım şekli bulmalısınız. Cinsel oyunları " Hadi doktorculuk oynayalım. Sen soyun." " Tamam. Sen bana seninkini göster bende sana benimkini." Bu kısa fikir alış verişi muhtemelen çocuğunuzun odasından duymak istediğiniz bir şey değildir. Fakat bu davranış doğal olarak meraklarını tatmin etmek isteyen altı ve on yaşlarındaki çocuklar arasında yaygındır. Eğer çocukların vücutlarıyla ilgili konuştuğunu duyduğunuzda ya da onları cinsel/üreme organlarına bakarken ya da dokunurken yakaladığınızda, doğal olarak bir rahatsızlık hissedebilirsiniz ama bu endişenizi belli etmeyin. Unutmayın ki kazayla suçluluk duygusunu normal ve sağlıklı olan dürtülere bağlamak çok kolaydır. Bu durumda ne yapmalısınız? Eğer çocukları cinsel oyunlar sırasında yakalarsanız, gelişi güzel bir şekilde oyunlarını kesin. O anda yaptıkları hareketin yanlışlığını onlarla tartışmayın, çünkü o durumdayken duygularınıza engel olamaya bilirsiniz ve çocukların utanmasına ya da savunmaya geçmesine neden olabilirsiniz. Onun yerine, dikkatlerini başka bir aktiviteye çekmeye çalışın. ’ Bu oynamak için uygun bir oyun değil. Hadi ikinizde giyinin, beraber resim yapalım.’’ gibi bir yaklaşımla çocukları bu aktiviteden uzaklaştırırken aynı zamanda size güçlü duygularınızın sakinleşmesi ve duruma yapıcı bir şekilde yaklaşabilmeniz için zaman tanır. Peki sonra? O anlık güçlü duygularınız sakinleştiğinde ve çocuğunuz kendini artık durumla ilgili daha az duygusal hissettiğinde, bu tür oyunlara bakış açınızı onunla konuşmanız önemlidir. Aynı şekilde eğer çocukları vücutlarını keşfetmekle ilgili bir konuşma sırasında yakalarsanız, konuşmaya katışarak, bu durumla ilgili duygu ve düşüncelerinizi belirtebilirsiniz. Çocuklarla cinsel oyunlarla ilgili konuştuğunuzda, ilk başta bu oyunu başlatan merakı tatmin etmek ve onlara kabul edilebilir cinsellikle ilgili sınırlar geliştirmelerine yardımcı olmak gibi iki ana amacınız olmalı. 1 Çocuğunuzun Merakını Tatmin Etmesine Yardımcı Olun Cinsel oyun olayından sonra, çocukları huzurlu ve sakin bir zamanda bu ’oyun’’ ile ilgili konuşmaya davet edin. En gerçekçi şekliyle insan vücudunu tartışın. Çocuklarınızla kızlar ve erkekler arasındaki farklılıkları konuşun. Sorularını en iyi şekilde cevaplandırmaya çalışın. Çok merak ettikleri insan vücudunu resimlerle anlatan bir kitaptan yardım almanız olumlu etkiler yaratabilir. Çocuğunuzun ne kadar bilgiye ihtiyaç duyduğuyla ilgili adımlarını takip edin. Cinsel oyunların bir çoğu karşı cinsin cinsel organının nasıl çalıştığına duyulan meraktan değil neye benzediği merakından ortaya çıkar. Bu konuyla ilgili tartışmalarınızın çocuğunuz sizi o yöne yönlendirmedikçe illaki üreme ve cinsel birleşme odaklı olması gerekmez. 2 Çocuğunuza Uygun Cinsel Sınırlar Koymasında Yardımcı Olun Cinsel oyunlarla ilgili yapılan konuşmalara yanı zamanda çocuğunuza cinsellikle ilgili konularda sınırlar geliştirme fırsatını tanır. Çocuğa kendisini ’kötü’’ ya da ’günahkar’’ bir şey yapmış gibi hissettirmeden bu durumu cinsel oyunlarla ilgili görüşlerinizi anlatmak için kullanabilirsiniz. Örneğin, kararlı bir ses ile ’ Vücudumuz gizli ve özeldir. Onu oyun oynamak için kullanmayız.’’ diyebilirsiniz. Bu durum aynı zamanda cinsel istismarla ilgili olarak ’iyi dokunuşlar’’ ve ’kötü dokunuşlar’’ hakkında konuşmak için uygun bir zamandır. Arkadaşları bile olsa hoşlarına gitmeyen bir dokunmaya hayır demeleri gerektiğini onlara açıklayın. Mastürbasyon On sekizinci ayını dolduran çocukların bir çoğu cinsel organlarını keşfetmeye başlar ve mastürbasyon yapar. Bu hareketi yetişkinlerin cinsel davranışları ve duygularıyla ilişkilendirmemek gerekir. Çocuklar iki öncül nedenden dolayı, cinsel organlarıyla oynar ve mastürbasyon yaparlar; Cinsel organlarının tensel bir zevk cinsel değil kaynağı olduğunu öğrendiklerinden. Parmak emmek gibi bu davranışlarda onlara güven ve rahatlama duygusu verdiğinden. Eğer çocuğunuz mastürbasyon yapıyorsa, siz bu durumu zararlı gördüğünüz ya da normal bulmuyorsunuz diye onunla bu konu hakkında konuşma ihtiyacı hissetmemelisiniz. Eğer çocuğunuz ara sıra evinizde mastürbasyon yapıyorsa, bu durumu görmezden gelin ve bir şey söylemeyin. Ama eğer aşırı derecede mastürbasyon yapıyor ya da kendiyle oynuyorsa ya da bunları herkesin içinde yapıyorsa, onunla bu davranışıyla ilgili konuşmanız gerekmektedir. Cinsel oyunlarda olduğu gibi, mastürbasyon yapmanın ’yanlış’’ bir tarafı yoktur, o yüzden bu davranışı kötü ya da zararlı kelimeleri ile eşleştirmemeye özen utanç ve suçluluk duygularını geçici kılabilirsiniz. Çocukluk döneminde mastürbasyon yapmak gibi hassas bir konuyu ele almanızda yardımcı olabilecek öneriler; Çocuğunuzun mastürbasyon yapmakla geçirdiği zamanı azaltmanın yollarını bulun. Eğer çocuğunuz günde iki defadan fazla mastürbasyon yapıyorsa, ilk amacınız çocuğun bu aktiviteyle geçirdiği zamanı azaltmak olmalı. Çocuk ne kadar az mastürbasyon yaparsa, bu alışkanlığı da o kadar zayıflar ve sonunda kesilir. Çocuğunuzu mastürbasyon yaparken gördüğünüzde, ani bir şekilde çocuğun bulunduğu pozisyonu değiştirmek, azarlamak ve yaptığı işe dikkatleri çekmek gibi aşırı tepkilerden kaçının. Bunun yerine, sakin bir şekilde çocuğun dikkatini başka bir aktiviteye yönlendirmeye çalışın. Eğer çocuk bu davetinizi kabul etmiyorsa, fiziksel olarak rehberlik yaparak dikkatini başka tarafa yönlendirmeye çalışın. Çocuğun yaptığı şeyle ilgili yorum yapmayın. Bu söz söylemeden, çocuğun mastürbasyon yaparak geçirdiği zamanı azaltacaktır. Bu önleyici stratejilere ek olarak, aşırı derecede sıklıkla tekrarlanan mastürbasyonun altında yatan nedeni teşhis etmeyi deneyebilirsiniz. Göz önünde bulundurabileceğiniz birkaç muhtemel neden; Can sıkıntısı Televizyondan uzakta aktif ve uyarıcı olarak programlanacak aktiviteler bu soruna çözüm olabilir. Gerginlik Mastürbasyonun yarattığı rahatlatıcı etki, gergin bir durumdan kurtulmak için sıklıkla tekrarlanma nedeni olabilir. Eğer çocuğun yaşadığı stresi azaltabilirseniz, böylece mastürbasyon dürtüsünü de azaltabilirsiniz. Düşük kendine saygı Böyle bir dertten mustarip çocuk, kendini memnun etmek ve güven duygusunu tatmin etmek için başka kaynaklara yönelecektir. Çocuğunuza başarılı olduğunu gösterecek aktiviteleri tercih edin. Örneğin; bisiklete binmek, ip atlamak ya da resim yapmak gibi. Onun özel olduğunu düşündüğünüzü hissettirin. Cinsel istismar Cinsel istismara uğrayan çocuk,yetişkin cinsel davranışlarında bulunmaya başlayabilir. Bu çocuklar mastürbasyonu cinsel tahrik olarak kullanırlar. Aynı zamanda cinsel konularda konuşmaya ve cinsel oyunların içinde bulunmaya da başlarlar. Eğer böyle bir nedenden şüpheleniyorsanız profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Çocuğunuzun Daha Fazla Kendisini Farkında Olmasına Yardımcı Olun Çocuklar mastürbasyonu nerede, ne zaman ve nasıl yaptıklarını farkında olmaya bilirler, bu durumda yaptıkları konusunda daha bilinçli olmaları için yardımınıza ihtiyaçları vardır. Evde ikiniz yalnızken, eylem sırasında çocuğa yaklaşın. Açık bir şekilde çocuğun gelecekte nasıl davranmasını istediğinizi anlatın. ’Kendini bu şekilde okşamayı sevdiğini biliyorum ama bu insanların başkalarının önünde değil yalnızken yaptıkları bir şeydir. O zaman bundan sonra, bunu neden odanda yalnızken yapmıyorsun.’’ Böyle bir yorumun ardından gülümseyip, çocuğa sarılın böylece kendini kötü bir şey yapıyormuş gibi hissetmesine engel olursunuz. Çocuğunuza Rekabetçi Bir Tepki Önerin Çocuğunuza bu arzulanan hareketin yerine başka bir aktivite önererek ya da onu böyle bir aktiviteye yönlendirerek bir davranış modelini ortadan kaldırabilirsiniz. ’Rekabetçi bir tepki’’ dendiğinde anlatılmak istenen budur. Eğer çocuğunuzun nerede ve ne zaman mastürbasyon yaptığını biliyorsanız, bu koşullara uyan zamanlarda çocuğu başka aktivitelere yönlendirirseniz, mastürbasyonun sıklığını azaltmış olursunuz. Örneğin eğer çocuğunuzun arabada giderken ya da televizyon seyrederken mastürbasyon yaptığını fark ettiyseniz, buralara çocuğun ilgisini çekebilecek ve ona başka bir şeyle ilgilenme imkanı verecek ufak oyunlar, kitaplar ya da oyuncaklar koyun. Çocuğunuzun, siz etraftayken ellerinin meşgul olmasını istediğinizi bilmesini sağlayın. Örneğin çocuğunuza; ’ Senin için yeni kağıtlar aldım. Neden televizyon seyrederken benim için bir resim yapmıyorsun.’’ diye bilirsiniz. Eğer oğlunuz gittiği her yerde penisini tutuyorsa, rekabetçi tepki sorununuza çözüm olabilir. Ondan mağazanın içinde çantanızı tutmasını isteyebilirsiniz. Ona sıkması için yumuşak bir top ya da oynaması için anahtarlarınızı verebilirsiniz. Ona şans getirmesi için her gittiği yere yanında taşıyabileceği tavşan ayağı ya da ufak bir top verebilirsiniz. Ellerini meşgul tutarsanız ’sorun’’ ile uğraşmanız gerekmez. Çocukluk döneminde yapılan mastürbasyon ya da kendine dokunma, şüphesiz sizin için çocuğunuz için olduğundan daha utanç vericidir. Çocuğunuz düşük kendine saygı, gerginlik ya da cinsel istismar belirtileri göstermediği sürece, sadece kendi dürtülerini dinlediğinden onlara ’ Yapma şunu!.’’ diye bağırmaktan kaçının. Çocuğu ’durdurmak’’ bu işteki amacınız olmamalı. Bunun yerine bu davranışı daha fazla kabul edilebilir bir çevreye yönlendirmek ve insan vücudunun gizliliği ve kendini uyarmak hakkında bir anlayışa sahip olmasını sağlayabilirsiniz. Mastürbasyon saldırgan enerjiyle birleştiğinde, saldırgan dürtülerin doyumsuzluğundan dolayı karşı konulamaz hale gelebilir. Karşı konulamayan mastürbasyon, korku ve suçluluk duygusunun cinsel organın hasarsız olduğuna dair bir rahatlığın devamlılığını talep eden davranışla birleşmesi ile ortaya çıkabilir. Her bir deneyimde yeterince tatmin olamama, ileriki zamanlarda ki memnun olma ihtiyacını arttırır. Karşı konulamayan mastürbasyon yapma isteği ve buna denk dürtülerle mücadele edilmesi uyku problemlerini doğurabilir. Bu mücadeleler ve uykusuzluk çocuk tarafından gizlenebilir. İlk iki yılda cinsel organlarla oynanan oyunların ayrılık işlemi ve bireyselleşmeye olduğu kadar vücut görüntüsünün gelişmesine ve madde ilişkisi kurulmasına da yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Cinsel organların zevk verici kendi kendini uyarımına, çocuk iki buçuk yaşına gelene kadar mastürbasyon etiketi yapıştırılmamalıdır. Uyarılmayla ilgili olan fanteziler mastürbasyon kavramı için önemlidir. Mastürbasyon davranışını ve fanteziler entelektüel başarı, yetenek, oyun ve savunmacı karakter özellikleri biçiminde bastırılır ve türevleri gelişir. Mastürbasyon, kısmi olarak çelişkili eğilimleri tatmin etmeyi ve gerginliğin rahatlatılması için uyarıyı kullanabilir.
Çocukların psikolojisi ve zihinsel algıları, yetişkinler kadar gelişmiş değildir. Çocuklardaki psikolojik bozukluklar ve dengeler, gün içindeki davranışlarının gözlemlenmesi sonucunda anlaşılır. Çocuklarda en çok karşılaşılan durumlardan biri “çocuğun kendini sıkması” sorunudur. Bu sorun çocuklarda ve bebeklerde sık görülür. Çocuğun ya da bebeğin devamlı ellerini sıkması, dişlerini sıkması gibi durumlar çocuğun-bebeğin kendini sıktığını gösterir. Çocukların ve Bebeklerin Kendini Sıkması Çocukların ve bebeklerin kendi kendilerini sıkması sorununa özellikle çocuk uyurken daha çok rastlanır. Çocuk uyurken ya da uyutulmaya çalışılırken, ellerde ve ayaklarda kasılma görülebilir. Bebeklerde daha fazla görülen bu durum, sinir sistemi ya da psikolojik etkenlerle ilgilidir. Sinir Sisteminden Kaynaklı Olabilir Bebeklerin sinir sistemleri, yetişkinler kadar gelişmiş değildir. Sinir sistemi gibi vücuttaki bir çok fonksiyonun gelişimi bebek büyüdükçe düzene girer. Bebek doğduktan sonraki ilk 2 yıl sinir sisteminde gelişmeler devam eder. Bundan kaynaklı bebekte kendini kasma, sıkma sorunları görülebilir. Genelde zamanla kendiliğinden geçer. Ancak yine de daha doğru bir tetkik ve tanı için uzmana başvurulması daha iyi olacaktır. Psikolojik Etkenler Bebek ve çocuklardaki psikolojik bozukluklar, ancak gün içindeki davranışları sayesinde anlaşılabilir. Kendini kasma, sıkma, ellerini sıkma ve dişlerini sert sıkma gibi durumlar, çocukta psikolojik bozukluk olduğunu gösteriyor olabilir. Ancak çocuğun kendini sıkması, her zaman psikolojik sorunları işaret etmez. Doğru bir tetkik için hekime danışılmalıdır.
1. Çocuğu sürekli övmek! Övgünün dozajı çok önemli. Çünkü çocuğunu sürekli bir övme halinde olduğunda gerçekliğini yitiriyorsun ne yazık ki. Elbette çocuğunu öveceksin ama burada dengeyi kurmak çok önemli. Yaptığı her hareketi övdüğünde çocuğunun benlik algısına ciddi bir zarar veriyorsun. Bisiklete ilk bindiğinde, ilk defa resim yaptığında vb. durumlarda tabii ki övebilirsin. Ancak diğer durumlarda övgü yerine nezaket sözcükleri kullanman yeterli. Her şey istediğin gibi olabilir Hayallerimizdeki Gibi Bir Anne Olmanın 9 Yolu 2. Sürekli güven vermek Çocuk anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Akademisyenanne şöyle bir örnek veriyor. Bisiklete binmeyi yeni öğrenen çocuğuna, “Yaparsın, bu senin için bebek işi.” dediğinde ondaki kaygıyı artırmış oluyorsun. Çocukta “Ya yapamazsam, bebekler bile yapabilirmiş, ya ben yapamazsam.” düşüncesi oluşabiliyor. Böyle bir durumda çocuğuna “Bisikletten düşmekten korkman çok normal. Ben de ilk bindiğimde çok korkmuştum, bisiklet devrilecek sanmıştım. Yavaş yavaş öğrendim. Sen de yavaş yavaş öğreneceksin.” tarzında bir cevap vererek, onun kendine güven duymasını sağlaman gerekiyor. Unutma ki yalnızca çocuklar değil; yaşımız kaç olursa olsun bizler de hep anlaşılmak isteriz. Montessori'ye kulak ver Çocuğunu Özgürleştirecek Bir Eğitim Anlayışı ile Büyüt 6 Soruda Montessori Eğitimi! 3. Sıklıkla emir cümleleri kurmak Akademisyenanne gün içinde çocuklara karşı istemeden de olsa çok fazla emir cümlesi kullandığımızı söylüyor. Haksız da sayılmaz. Yap, yapma, topla, kalk, otur, dur gibi kelimeleri gün içinde ne kadar kullandığını düşün ve bir o kadar da işe yaramadığını. Sonra da çocuğunun söz dinlemediğini düşünüyorsun değil mi? Çok fazla emir verilen çocuklarda söylenenin tam tersini yapma, isyankar davranışlarda bulunma ya da korkunun gelişebildiği görülüyor. Çocuğunun da bir kişiliği, istekleri, ihtiyaçları olduğunu unutmadan hareket ettiğinde iletişiminizin önündeki en büyük engeli kaldırabilirsin. Miniğine emretmek yerine ona sorumluluk kazandırmaya çalış Özgür Bolat'a Göre Çocuğa Sorumluluk Kazandırmanın 5 Yolu 4. Sürekli uyarmak, gözdağı vermek “Elini yıkamazsan hasta olursun, doktora gideriz.”, “Yemeğini yemezsen büyüyemezsin.” gibi cümleler kullanmanın büyük bir hata olduğunu söylüyor Akademisyenanne. Bu durum; bağımsız, özgüveni yüksek çocuklar yetiştirmek isterken hemen korkan, boyun eğen, endişeli bir davranış kalıbının gelişmesine yol açıyor. Peki, ne yapabilirsin? Bu tip cümleler yerine seçenekler sunmak faydalı olabilir. “Yemeğini yemezsen büyüyemezsin” yerine “Önce köfteni mi yemek istersin yoğurdunu mu?” demek gibi. Tabii bunun için öncelikle çocuğunun aç olması gerekiyor. Çocuklar seçme şansı ellerinde olduğunda, kontrolün kendisinde olduğunu hissediyor. Miniğinin davranışlarını düzeltmek için verdiğin cezalar ona büyük zarar veriyor Adem Güneş'ten Öğreneceğin Çok Şey Var Cezasız Eğitim Ne Demek, Neden Önemli? 5. Eleştirmek, suçlamak “Yine mi üzerine döktün?”, “Zaten bir kere de ben söylemeden bir işi yapsan şaşarım.” gibi eleştiri ve suçlama içeren cümleler çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine yol açıyor. “Zaten ben hiçbir iş beceremem” duygusu yaratarak benlik algısının gelişimini engelliyor. Bu tip durumlarda çocuğun sırf onu azarlanmaman için dediğini yapıyor, sebebini anladığı için değil. İçe dönük, kendine güvensiz bir çocuk yetiştirmek istemezsin değil mi? O halde suçlayıcı cümleler kurmaktan uzar durman gerek. Korkma, kurallar koyarak zamanla her şeyi çözebilirsin Akademisyenanne'den Çocuklara Sınır Koymak İçin 4 Şok Yöntemi 6. Ad takmak, alay etmek “Koca kafa”, “Pis çocuk seni”, “Tembel” gibi olumsuz etiketler çocuğun kendisini değersiz hissetmesine yol açıyor. Sevilmediğini, istenmediğini düşünüyor. Çocuklar onlara takılan etiketleri benimsiyorlar. “Zaten tembelim, bana da bu davranış yakışır.” şeklinde düşünebiliyorlar. Bu nedenle kullandığın sıfatlara, kelimelere çok dikkat et. Çocuğunla etkili bir iletişim kurmak istiyorsan, iletişim engellerinden uzak durmaya çalışarak onun isteklerini anlamaya çalış. Bir davranışı yerine getirmediğinde önce bunun arkasında yatan neden ne olabilir, onu düşün. Yemek yemek istemiyorsa belki karnı tok, elini yıkamak istemiyorsa belki sular çok soğuk veya sabunun kokusunu sevmiyor… Çocuğunu inatçı, söz dinlemez, kural tanımaz olarak etiketlemeden önce kendi iletişim şekline dönüp bakmanda fayda var, diyor Akademisyenanne. Önce iğneyi kendine batırmak gerek. Ne kadar çok hata, o kadar çok vicdan azabı Annelerin Bitmek Bilmeyen Vicdan Azabı 7. İletişimde göz kontağının sihri Akademisyenanne’ye göre çocuğunun gözlerinin içine bakarak konuşmanın sağladığı faydalar şu şekilde Miniğin değerli olduğunu hisseder. Gerçekten dinlenildiğini hisseder. Vermek istediğin mesaj daha etkili bir şekilde yerine ulaşır. Öğrenme, bilgiyi akılda tutma gibi süreçlerin daha etkili olmasını sağlar. Kendisini daha güvende ve mutlu hisseder. Şu dünyada evladının umut dolu, neşe dolu gözlerine bakmak gibisi yok değil mi? O halde göz göze ve diz dize olan iletişiminizi koparmamaya özen göster. Birlikte sıkça nitelikli zaman geçirin 3 Soruda Çocuğunla Kaliteli Zaman Geçirmek ve Kaliteli Zaman Etkinlikleri!
2 yaşındaki çocuğun kendini sıkması